Melis Kızılaslan röportajı

 

1.⁠ ⁠Sahne, sinema ve televizyon sektöründe önemli projelere imza atan Netsanat’ın Genel Sanat Yönetmeni ve aynı zamanda oyuncu-müzisyen Melis Kızılaslan konuğumuz. Öncelikle sanat yaşamının nasıl başladığını ve oyunculuk serüvenini konuşalım.

 

9 yaşında annemin keman eğitimi aldırmasıyla sanat yaşamına adım attım.  Mersin Nevit Kodalı Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi Keman Bölümü’nü bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Opera- Koro Bölümü’nü (kadın sesleri kapsamında) birincilikle kazandım. Konservatuvar eğitimini çalışarak tamamladım diyebilirim. Konservatuvarda öğrendiklerimi sahada pratikleştirme şansına sahip oldum. Ankara’da bir çok sanat merkezlerinde keman ve piyano eğitimi vermeye başladım. Kemanla çok fazla sayıda trio ve küçük gruplarla işlere giderek kazandıklarımla eğitim sürecime katkı sağlayabildim. Ardından 2 yıl Kültür Bakanlığı Devlet Çoksesli Çocuk Korosu şef yardımcılığı yaptım. Aynı zamanda Ankara Devlet Tiyatroları’nda sahnelenen müzikallerde sözleşmeli sanatçı olarak yer aldım. Böylece 2013 yılından itibaren tutkuyla bağlandığım ‘müzikal oyunculuğu’ hayatımın odağına girmiş oldu.

 

2. Netsanat gerek sahnede gerek televizyon ve gerekse sinema ürettiği projelerle seyircinin gönlüne girdiğini görüyoruz. Önceliğini sahne sanatlarına vererek biraz projelerden bahseder misiniz?

 

Netsanat, genel olarak büyük prodüksiyonlarla izleyici karşısına çıkmayı tercih ediyor. İlk olarak 2022 yılında ‘Bir Adam Yaratmak’ oyunuyla başlayan sürecin ardından, senfoni orkestrasının seslendirdiği kült olmuş film müziklerinin modern dans koreografisi  eşliğinde icra edildiği ‘Film On The Stage’ gösterisi 2023 yılında sahnelerde yerini alarak, yaklaşık elli kişinin yer aldığı kadrosuyla oldukça beğeni topladı.

Öte yandan Okan Bayülgen’in yönetip ve oynadığı ‘Richard’, 75 oyun, 135 bin seyirci ve altı ödülle muhteşem bir iş oldu.

Son olarak “Türkan Şoray’ın Sonsuz Senfonisi”. Sinemamızın sultanı Türkan Şoray’ın da bizzat sahnede yer aldığı bu etkinlikte, Türkan hanımın filmlerinde dinlediğimiz müzikleri Netsanat Orkestrası ve solistlerlerimizle birlikte icra ettik.

 

3. İzlediğimiz fragramanlardan da anlaşılacağı üzere güçlü bir yapımla sinema salonlarını dolduracaksınız gibi görünüyor. Sinema yapmayı cesaret olarak adlandırıldığı bu günlerde Dayı filmi ile yer alıyorsunuz. Bu cesaret nerden geliyor?

 

Açıkçası Netsanat’ın kuruluşu kısa bir süreye dayansa da arkasında kırk bir yıllık Netvizyon marka birikiminin verdiği cesaret var. 2017 yılında “Her Şey Mümkün” sinema filminden sonra ortak yapımla ‘Dayı 2’ filmini vizyona hazırladık. Tabi ki bu cesaretin arkasında güçlü bir ekip olmakla birlikte ‘Dayı’ filminin sinemalarda ve hala ekranlara geldiğinde aldığı büyük beğeni var. Uğur Bayraktar’ın izleyicide bıraktığı iz, senaryo ve yönetmenlik noktasındaki deneyim ve hakimiyeti bu filmi iddialı yapan unsurlardan. Netsanat olarak heyecanlı ve gururluyuz.

 

4.⁠ ⁠Çok sayıda dizi ve internet platformu var. Bazen izleyici neyi seçeceği konusunda kararsız kalıyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Bu durum, hiç kuşkusuz kamera önü ve arkasında çalışan bir çok insana iş imkanı sağlaması yönünden bence çok kıymetli. İnsan kendi tarzına göre hatta o anki ruh haline göre ne tarz izlemek istiyorsa ona ulaşabilmek, bazen sadece iyi vakit geçirmek, karakterleri kendinle bağdaştırıp farklı bir serüvene dahil olmak dijital çağın bize sunduğu mükemmel fırsatlar.

 

5.⁠ ⁠Oyuncuların yaşadığı temel sorunlar var. Bireysel olarak bir oyuncunun prensibi ne olmalı, Melis Kızılaslan olarak meslektaşlarınıza ne öğütlersiniz?

 

Oyuncunun kendini gerçekleştirebildiği ve rahat hissettiği zaman kameranın kayıt- stop arasında geçen süredir. Bunun haricinde yönetilmesi gereken bir çok alan var. Menajer, mali kısım, partnerinle veya setteki iş arkadaşlarınla kurduğun diyalog vs bunlar yeni dizi sektörüne adım atan oyuncular için zor olabiliyor. Öncelikle sağlam bir psikoloji ve törpülenmiş bir egoya sahip olmak kariyerinizi doğru yönetmede çok önemlidir. Uzun beklenen proje dönemleri maddi-manevi anlamda bunaltıcı süreçlerdir veya verilen audition karşılık bulmaması, bir projede sahnenin kısaltılması, çıkarılması, montajda kesilmesi tamamen sizinle alakalı değil, işin kendisiyle alakalı süreçlerdir. Bu durumlarda ‘Ben’ merkezli yaklaşımlar, oyuncuya fayda sağlamayan ruh hallerine itmektedir. Oyuncunun bu sektöre girerken şunu bilmesi gerekiyor; ‘Bu bir ekip işi! Egonu bi tarafa bırakmak zorundasın!’ Eğer kamera önünde oyunculuk yapmaya karar veriyorsanız salt çok yetenekli, güzel – yakışıklı, deneyimli, ilişkileri iyi yöneten biri olmanız tek başına yeterli olmayacaktır. Özveri, deneyim, usta çırak ilişkisi, kendini geliştirme, kendini aşma çabaları bu sektörün olmazsa olmazlarıdır.